TESHABER - Kamu Çalışanlarının Buluşma Adresi
Ağustos 01, 2010, 05:27:47 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
  PORTAL   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: DİLİMİZİ KAYBEDERSEK KENDİMİZİ DE KAYBEDERİZ  (Okunma Sayısı 35 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Dr. Ahmet AKMAZ
Şube Sekreteri
TESHABER
*****

Teşekkür Sayısı: 1940
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2075



« : Şubat 05, 2010, 16:11:50 »

DİLİMİZİ KAYBEDERSEK KENDİMİZİ DE KAYBEDERİZ

Maalesef Agop DİLAÇAR ile başlayan Türkçemizi kısırlaştırma hareketi hedefe varmak için bilhassa yetmişli yıllarda son sürat yol aldı. O zamandan günümüze kadar bırakın okuyup yazan insanları sıradan insanların bile anladığı, günlük hayatta kullandığımız, damarımızda akan kan kadar bize yakın olan bir çok kelime artık Türkçemizde yer almıyor.

Daima “geleceğimizin teminatı” olarak gördüğümüz gençlerin kullandığı bir dil var ki benimle hiç mi hiç alakası yok. Malum; ayrı dilden konuşan insanlar anlaşamazlar; biz de gençlerle anlaşamıyoruz. Çünkü ayrı dillerden konuşuyoruz. Bunun sorumlusu olarak da maalesef gençler gösteriliyor...

Neyse konuyu saptırmadan asıl konumuza devam edelim.

Bir dilin zenginliği o dilde kullanılan kelimelerin çokluğu ile belli olduğu gibi “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” insanlar da zengin kelime haznesine sahip şahıslardan meydana gelir. Hayvanların terakki gösterememelerinin tek sebebi zengin bir kelime haznesine sahip olma kabiliyetlerinin olmayışıdır. Zengin bir kelime haznesine sahip olmayan ya da olamayan insanların hayvanlarla bir farkı olabilir mi? Hâl böyle olursa birileri boynumuza istediği türden istediği çapta bir yuları boynumuza geçirmez mi? Daha açık söyleyeyim; bunun sonu esaret olmaz mı? İşin en kötü tarafı da “fikrimizi hür”, “vicdanımızı hür”, “irfanımızı hür” zannederiz. Hani köpek eğiticileri köpekleri eğitirken oyun taktiğini kullanırlar ya... gariban köpek oynaştığını zannederken eğiticinin tahakkümü altına çoktan girmiştir de haberi bile olmamıştır... İşte öyle...

İngilizceyi bir düşünün. İngilizcede kaç tane İngilizce kökenli kelime bulunduğunu var sayıyorsunuz? Aslında gramer açısından da kelime açısından da kısır bir dil olmasına rağmen yoğun çaba, dünyalarca yapılan harcamalar sonucu dünya dili olarak bizlere sunuldu, sunulmaya da devam etmektedir. Biz, neden kendimizi dar bir alana hapsediyoruz acaba?

Herkesin kabul ettiği üzere dil, insanların anlaşabilmeleri için bir vasıtadır, bir araçtır. (Burada bilerek hem vasıta hem de araç kullandım. Zira; vurgu yapmak istersek herkesin anlamlarını bildiği aynı anlama gelen iki kelime varsa ikisini de kullanabiliriz. Bunu örneklemek istedim.) Maksat hedefe varmaksa hangi marka uçağa bindiğimizin bir kıymeti olabilir mi?

Eğer, bizim söylediklerimizi duyan, yazdıklarımızı okuyan insanlar, "library" dediğimiz zaman bunu anlıyorsa library demeliyiz. Yok eğer "kütüphane" yazdığımız zaman onu anlıyorsa kütüphane demeliyiz. Olmadı "kitaplık" mefhumunu ön plana çıkardığımız zaman o anlaşılıyorsa kitaplık demeliyiz. Yok bunların hepsi anlaşılıyorsa hepsini de söyleyebiliriz, yazabiliriz. Yani kelimeleri tercih ederken insanların anlayıp anlamayacağına bakmalıyız.

Sanırım dünyanın hiçbir yerinde “şu kelimeyi kullanalım, bu kelimeyi kullanalım” türünden bir tartışma yoktur; en azından ben bilmiyorum. Bizim yıllardır yaptığımız "illaki şu kelimeyi kullanalım, yok bu kelimeyi kullanmayalım" tartışması bence enerjiyi boşa harcamaktır.

Bu tür meselelerle uğraşırken nelerden uzaklaştığımızın farkına bir varabilsek...

Bu aslında kendimiz mi olacağız yoksa birilerinin bize gösterdiği istikamette mi gideceğizin şaşkınlığından ibarettir. Maalesef raydan çıkmış tiren gibiyiz ya da fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi ne yöne gideceğimizi şaşırıyoruz. Bundan böyle...

Daha küçücük beyinlerin İngilizce ile doldurulmasının sebebini hiç düşündünüz mü?

Teşekkür ederim. 18.08.2009

Dr. Ahmet AKMAZ
Kayıtlı

"Koku, gülün sesidir
Ve gül toprağın nefesidir."
mkm
TESKAYSERİ
****

Teşekkür Sayısı: 22
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 162

Avatar Yok


« Yanıtla #1 : Şubat 05, 2010, 17:38:27 »

''Türkçem benim ses bayrağım.'' DAĞLARCA
Kayıtlı
SELAMİ DURAN
TES-HABER
*****

Teşekkür Sayısı: 4
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 78



« Yanıtla #2 : Şubat 05, 2010, 18:32:11 »

''kamus namustur...'' Cemil MERİÇ
Kayıtlı

BEN EN HAKÎR BİR İNSANI KARDEŞ SAYAN BİR RÛHUM; BENDE ESÎR YARATMAYAN BİR TANRI'YA ÎMAN VAR; PAÇAVRALAR ALTINDAKİ YOKSUL BENİ YARALAR; MAZLUMLARIN İNTİKAMI OLMAK İÇİN DOĞMUŞUM. VOLKAN SÖNER, LÂKİN BENİM ALEVLERİM EKSİLMEZ; BORA GEÇER, LÂKİN BENİM KÖPÜKLERİM KESİLMEZ.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!