|
dberkok
|
 |
« : Kasım 20, 2009, 23:55:02 » |
|
Türkçeyi harika konuşur. Belagati savruk ve abartılı değildir. Mikroba, hakaret sanılır endişesiyle, başka bir sıfat bularak, ‘sayın!’ la sarmalayarak hitap edecek kadar nazik, kibardır. Küçük oy hesaplarını düşünmeyecek kadar istismardan uzak politikalar üretir. Makro politikalarında hep Atatürkçülük ve devleti örseletmeme özeni göze çarpar. Alçakgönüllü çelebi bir zattır. CHP’nin Onur’u ve yüz akıdır.
Öymen, 10 Kasımda yapılan ‘açılım’ görüşmesinde doğruları söylediği; “Değerli arkadaşlarım, ‘Analar ağlamasın’ diyorlar. Maalesef bu ülkenin anaları çok ağladı. Çok şehit verdik. Tarihimiz boyunca çok şehit verdik. Çanakkale Savaşı’nda 200 bin şehidimiz var. Hepsinin anası ağladı. Bir kişi çıkıp da ‘Analar ağlamasın. Biz bu savaştan vazgeçelim’ demedi. Kurtuluş Savaşı’nda analar ağlamadı mı?”, Kimse çıkıp da ‘Analar ağlamasın. Biz Yunanlılarla anlaşalım’ dedi mi? Şeyh Sait isyanında analar ağlamadı mı? Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Bir tek kişi çıkıp da ‘Analar ağlamasın diye bu mücadeleyi durduralım’ dedi mi? Dünyada diyen var mı? (...) İlk siz diyorsunuz. Niçin? Çünkü terörle mücadele cesaretiniz yok.”, dediği için linç edilmek isteniliyor. AKP, PKK/DTP, Alevi dernekleri ve hatta kendi partisinden genel Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu’da Öymen’e dört bir taraftan açtıkları cephelerden saldırıyorlar. Öymen’in söylediklerinin hepside doğru. Böyle kalite bir insanın karşısında hep cüce kalmaya mahkûm ‘köşeciler!’, AKP’nin yalakaları medya lejyonerleri Öymen’i siyasetten dışarı itebilmek için onu istifaya çağırıyorlar! Meydanın boş kalmasını böylece sağlayacaklarını biliyorlar. Baykal’ı Öymen’e karşı tavır almaya zorluyorlar.
12 Eylül öncesi eski tüfeklerin (şimdi birçoğu liboşlukları ile öğünüyorlar) tümünün, hatta siyasi Kürtçülerin CHP bünyesinde barındığı ve CHP’yi kullandığı, Atatürk’ün altı okundan ‘Milliyetçilik’in çöpe atıldığı zamanlarda CHP zulmünü yaşamış birisiyim. Milliyetçiliğin, CHP bodrumlarından tozlanmış eski eşyalar arasından yeniden bulunup parlatılarak, ‘Ulusalcılık’ adıyla CHP vitrinine konulmasının Onur Öymen gibi mesuliyetini müdrik şahsiyetlerin eseri olduğunu tahmin ediyorum. CHP’yi AKP’nin yıkıma giden ‘açılım!’ sürecinin dışında tutan da, DTP/PKK bölücülerinin oyunlarına gelmemesini sağlayan da (SODEP gibi!), o ‘ulusalcılık’ okunun yaydığı manyetik alandır. Öymen’e yapılan linç girişiminin gerisinde o milliyetçilik, ‘Ulusalcılık!’ okunun kırılması tekrar çöpe atılması arzuları vardır.
Dürüstlüğü, sabrı ve ısrarlı takipçiliği öne çıkartılarak lanse edilen Kemal Kılıçdaroğlu, ilk ciddi siyasi sınavında sınıfta kaldı. Aynı parti yönetiminde birlikte bulunduğu arkadaşı Öymen’i bağnaz bir mezhepçilikle, Brütüsvari sırtından hançerlemekte sakınca görmedi. Kılıçdaroğlu, AKP’yi, Sünnileri, Hanefileri istismar etmesini tenkit ederken, kendisi mezhepçilik yaptı, Alevilik adına çok değerli bir yol arkadaşını istifaya davet etti. Üstelik Öymen, kendi partisi CHP’nin iktidarı sırasında yapılmış bir isyan bastırılmasını, şimdi aynı yürekliliği, tavrı gösteremeyen AKP iktidarına örnek gösterdiği için! Böylece, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin dününü özümseyemediği, arkadaşlarının bile kendisine sırtlarını dönemeyecekleri kadar güvenilmez bir siyasetçi olduğu ortaya çıktı.
Devlet kendi bekasını korumak için bir başkaldırıyı, ayaklanmayı bastırmakta tereddüt edemez. Ayaklanmanın bastırılmasının sonuçlarından sorumlu olan da geçerli kanunları hiçe sayarak isyan edenlerdir. Devleti bekasını temin için isyancıları bertaraf etmesinden dolayı kimseler suçlayamazlar. Suçlayamamalıdırlar. Kendi devletine isyan etmenin utancını yaşamak yerine, devletin kurucusu Atatürk’ü ve Türk devletini ‘katliam’ yapmakla suçlamak en azından densizliktir. Dünkü(1938) ‘bastırmayı’ yerin dibine sokarak, bu günkü teslimiyeti ‘açılım’ı mazur gösterme çabasında olanlar Onur Öymen’i linç etmeye kararlıdırlar!
Baykal ve CHP Onur Öymen’e sahip çıkmakla doğru olanı yapmışlardır. DTP/PKK, AKP cephesinde yer alarak Öymen’i linç etme girişiminde bulunanlara kulak verilmesi, o tahriklere kapılarak Öymen’in harcanması, CHP’nin ‘Açılım’ muhalefeti için harcadığı tüm emeklerin heba edilmesine sebep olabilirdi. CHP hiç istemediği halde kendisini ‘açılım’cılar cephesinde bulabilirdi!
Öymen’e yapılan saldırılar ve saldırganların kimlikleri göstermiştir ki Onur Öymen, Türk siyasetinde mutlaka bulunması gereken önemli bir siyasetçidir. Ve Öymen CHP’nin Onur’udur.
19. 11. 2009 Dursun Berkok
|