|
dberkok
|
 |
« : Temmuz 13, 2009, 21:24:59 » |
|
Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Mustafa Pehlivanoğlu… Bu isimleri, “Halk evet derse, intihar ederim.”, diyen Evren’e sormak gerek! Bu isimler kendisi için ne ifade ediyorlar! Bunadığı söylendiği için hatırlayamaması normal. Ben hatırlatayım, suçsuz, bigünah, yalnızca idam edilen solculara karşı ‘denge!’ sağlamak için, hayatlarının baharında Evren’in boyunlarına ilmek geçirdiği ülkücü gençlerin adları o isimler.
İhtilal ortamının olgunlaşması için, parmağını kımıldatmadan Ülkücü ve komünistlerin birbirlerini kırmasını ellerini ovuşturarak izleyen adam Evren, şimdi hesap sorulmaya karar verilirse, “İntihar ederim.”, diyor. Evren adı bende hep bir mide bulantısı yapar. Milletin gencecik evlatlarını, “Asmayacaktık da besleyecek miydik?”, diyerek asan, insani duygulardan uzak bir sığ, bir vicdansız, bir gaddar adam! Şimdi göz yumduğu cinayetleri meşrulaştırma derdinde! Be adam madem kardeş kavgasını 13 Eylül’de bıçakla kesermiş gibi kesme gücün vardı da, bunu neden 11 Eylül’de yapmadın? Neden? Oysa zamanın Başbakanı Demirel sizlere, devletin bütün imkânlarını sonuna kadar kullandırmaya çaba harcıyordu. “Sıkıyönetim gerekiyorsa ilan edelim”, “Yasalar yetersizse sizin istediğiniz şekilde yasalar çıkartalım”, “Para gerekiyorsa hazinenin bütün imkânlarını size sunalım. Yeter ki bu kardeş kavgası bitsin.”, diyordu. Bütün bunlara kulak tıkadın, evladını yitiren, ocağı sönen evlerden yükselen yürek yakıcı ağıtlara seyirci kaldın…
Evren ve cuntası kafalarına koydukları ihtilali yapabilecekleri ortamın oluşmasını beklediler. Millet dökülen kandan, ‘illallah’ noktasına gelene kadar durdular. Kendilerini meşru, saygın paşalar, konumundan, iğrenç diktatörler düzeyine indiren ihtilalin günahlarının içinde boğulmayı tercih ettiler… Şimdi mazeret beyan etmeye kalkışıyor, hatta “Önce şunu söylemek lazım, biz o Anayasa’yı halkoyuna sunduk. Halk yüzde 92 oyla onay verdi.”, diyecek kadar, halkın kendilerine destek verdiğinin ispatı derdinde. O, anayasa oylamasında, “ Ya bu anayasaya evet dersiniz, ya da başınızda kalıp diktatörlüğümüzü devamlı sürdürürüz.”, dayatması ile milletin “Lanet olsun şuna evet diyelim de başımızdan bir an önce defolup gitsinler.”, mantığıyla verdiği ‘kabul!’ oylarını kendisine destek oyu zannediyor. Besbelli kendisini buna inandırmış. Üzücü olan Evren’in halen bu gerçeği anlayamamış olmasıdır. Bir kafa ancak bu kadar küt olabilir…
İntihar edermiş! İntihar etsen ne olacak, etmesen ne olacak sen zaten bir cellât, bir gaddar olarak anılıyorsun! Öyle veya böyle öldükten sonra arkandan kaç kişi sana imam sorduğunda “Hakkımız helal olsun diyecek?”, sen ona bak. Öbür tarafa gittiğinde binlerce masumun senden ve cuntandan, katilimiz bunlardır diye davacı olacağını, hesap soracağını biliyor musun, sen onları düşün… Haksız ve bir nesli mahveden 12 Eylül ihtilalinin utancını yaşayacağına, o ihtilali mazur gösterecek gayretkeşlikten vazgeç. Çünkü hiçbir mazeret o astırdığın masumların kanlarının senin ve cuntanın üzerinize sıvanmış kan lekelerini temizleyemez.
Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Mustafa Pehlivanoğlu… Ülkücü camianın yüreklerinde her gün daha da kahramanlaştırdığı şehitleridirler. Her geçen gün onlara saygı duyanlar daha da artıyor. Ya Evren ve cuntası ne durumdalar, hangi sıfatlarla anılıyorlar? Sen, “İntihar ederim.”, diyen, sahi sen nesin!? Ne?
26 Haziran 2009 Dursun Berkok
|