TESHABER - Kamu Çalışanlarının Buluşma Adresi
Ağustos 01, 2010, 05:27:31 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
  PORTAL   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ALLAH'IN SOPASI  (Okunma Sayısı 99 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Şahin Şimşek
TESKAYSERİ
****

Teşekkür Sayısı: 749
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 836



« : Mayıs 23, 2009, 18:55:48 »

    Sabahleyin yatağından kalkacaksın, şöyle bir gerilerek esnedikten sonra, kuş tüyü yatağından kalkıp, ipek dokuma pijamalarını çıkarmadan, Türkiye'de piyasaya sunulan en kaliteli ve rahat terliklerini giyeceksin, birinci sınıf tuvalette ihtiyacını giderdikten sonra, sosyetenin kullanabileceği en mükemmel lavabonun karşısında envayi çeşit kişisel bakım seti ile kişisel bakımını gerçekleştirip, losyonunu da yüzüne sürdükten sonra, Allah'ın lütfettiği sonsuz oksijenden içine derin bir nefeste alarak, lüks villanın ya da dubleks dairenin yada  muhit olarak en seçkin bölgede yine en büyüğünden krallara layık lüks apartman dairesinin mutfak kısmına geçeceksin ve fakirlerin ömürleri boyunca tadamayacağı duygular içinde yine kuş sütünün bile eksik olmadığı bir kahvaltı masasında,  kimselerin tatmadığı duygu ve düşünceleri yaşayarak büyüttüğün  çocuklarınla beraber o mütevazi kahvaltını yaparak güne adımını atacaksın....
       Türkiye'de yaşayan insanların % 80'inin almaya gücünün belkide yetemeyeceği, lüks otomobiline devletin kasasından benzin çekip, iş yerine gidecek, her türlü konforun sağlandığı her insanın içeri alınmadığı makam odana kurulacaksın! Babanın malı gibi davranacak, her şeyi vatandaşın sırtına yükleyecek, işine gelmeyene aba altından sopa gösterip, malına mal katacaksın, yakın akrabaların ve sana yakın olanları ihya edecek, vatandaşın haline karışmayacaksın! Her şeyi bileceksin kimseye ihtiyaç duymayacaksın, kimseye emir vermeyeceksin ve memleketi sen yöneteceksin! Kimse gelip sana derdini açamayacak, kimsenin yarasına melhem olmayacaksın, görmediğin kimseden de kendini sorumlu hissetmeyeceksin, memleketin başında olmaya devam edeceksin. Hiç bir şeye ihtiyacın olmayacak, Kral Karun kadar zengin olacaksın ama abdestini alıp, namazını kılacaksın ki öbür dünyayı garanti altına alabilesin, bu dünyada nasıl olsa istediğin her şey anında hazır olacak.... Sana hizmet eden uşakların olacak, laf kondurmayacaklar üzerine, ağzına seninle ilgili olumsuz söz alanı hemen imha edecekler, yanına yaklaşmaya çalışan kimseyi 500 metre uzaktan öğrenip, yanına yaklaştırmadan uzaklaştıracaklar ya da niyetinin iyiliğine kötülüğüne göre sana ulaştıracaklar.
       Memleketin halini bilmene rağmen, etrafında barındırdıkların memleketin perişanlığını sana hissettirmemeye çalışacaklar ki yağlı sofralarına rahatlıkla oturabilsinler..
       Perde arkasında cellatların olacak ki kimse seni  zavallı olmana rağmen güçlü hissettirip etrafa her ne kadar iyi görünsende arkanda kirli eller olduğunu, dokunanı yakacağını unutturmasınlar.
       Yine senin gibi zavallı olupta milletten başkasına kudret gösteremeyen güruhlarla yaptığın anlaşmalarla yetimin hakkını birilerinin önüne seferber edip kendi saltanatının gücüne çekmiş olduğun peşkeşlerle güç katacaksın...
       VE ALLAH'TAN KORKMAYACAKSIN! UTANMAYACAKSIN! ŞEREFTEN MAHRUM OLMANA RAĞMEN ŞEREFLİ BİR İNSAN'DAN DAHA ŞEREFLİ DAVRANACAKSIN VE ALLAH'TAN CENNET UMACAKSIN!
      
Kayıtlı

KÖYÜN İTLERİ, KÜS OLSALARDA, KURDU GÖRÜNCE BİRLEŞİRLER.
vatandaş
TESHABER
*****

Teşekkür Sayısı: 1135
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 546

Avatar Yok


« Yanıtla #1 : Mayıs 23, 2009, 19:03:25 »

Evet aynen öyle, düzenin yamukları böyle yapmaktadırlar. 14 asır önce yaşayan Peygamberimiz hasır üzerinde oturup, kadı huzuruna çıkmıştır. İşte adalet.
Kayıtlı

NEREDE BİR TÜRK VARSA, ORAYI KALPTEN SEVMELİYİZ.
Dr. Ahmet AKMAZ
Şube Sekreteri
TESHABER
*****

Teşekkür Sayısı: 1940
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2075



« Yanıtla #2 : Mayıs 24, 2009, 07:24:54 »

14 asır önce yaşayan Peygamberimiz hasır üzerinde oturup, kadı huzuruna çıkmıştır.

İlginç! Hem de dört dörtlük ilginç!

1) Kur'an'ı Kerim'de "bir konu hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz zaman Allah'a ve Rasulüne müracaat ediniz" buyuruluyor. Yukarıda
    söylenenler ile Kur'an'da buyurulan arasında bir tezat yok mu? Cürüm işleyen bir insana kim niçin müracaat etsin ki!?
2) Cürüm işleyen ya da cürüm işlemeye meyilli bir insanın "Alemlere rahmet olarak" gönderilmesinin bir mânâ-yı harbiyesi olabilir mi?
3) Kadıya gitmek için bir cürüm işlenmiş olması gerekmez mi? Alemlere Rahmet Efendimiz hangi cürmü işlemiş ki kadıya götürülsün?
4) Peygamberimizin yaşadığı dönemde kadılık müessesesi var mıydı ki Peygamberimiz, bir kadı tarafından yargılansın?!
Kayıtlı

"Koku, gülün sesidir
Ve gül toprağın nefesidir."
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!