|
Şahin Şimşek
|
 |
« : Nisan 05, 2009, 00:19:49 » |
|
Paranın gücü insanları öylesine şekilden şekile koyar ki, bazı meşrebi bozuk zenginler elleriinde bulunan imkanların kendi üstün özellikleri vasıtasıyla kendilerinde bulunduğunu düşünürler. Taşıdıkları imtiyazların bir başkası tarafından kullanıldığını gördüklerinde hemen tüyleri diken diken olur, kalpleri huzursuzlaşır, kimseciklerin olmadığı yerlerde derin düşüncelere dalarak bu durumu tez elden ortadan kaldırmaya çalışırlar. Değişik tarzda manevralar geliştirip uygulamaya sokarak eski üstün moralli hallerine bir an önce kavuşmak isterler. Elbetteki bu söylenenlerin insani özellikleri üzerinde bulunduran paralı kimselerle alakası yoktur. Dünya üzerinde bulunan zıtlıklarla hep yakından alakadar olmuşumdur. Bu zıtlıkların en yakından ilgimi çeken şekli ise hep zengin ile fakir arasında geçmiştir. Zenginleri tanıyamamak ya da kendini zengin olarak etrafındaki insanlara tanıtmaya çalışan insanlarla irtibat kurmak zenginliğin ne demek olduğunu olumsuz kılar. Oysa ki benim anladığım tarzdaki zenginlik etrafındaki insanların karşılaştıkları zaman içine huzur, korku ve görkem duygularını aksettiren, her insanın bu ağırlığın üstesinden gelemediği ve içinde boğulduğu, ulaşabilme imkanının en kuvvetlisinin insanca yaşandığı bir yaşam şekli olarak kendini gösterir. Zenginliği kaldıramayan insanların üzerinde zenginlik hep eğreti durmuştur. Fakirlerin üzerinde de insanlık hep eğreti gösterilmiştir. İnsanlık ve zenginlik yanyana bulunması zor olan bir durumdur. İnsanı zengin yapan unsurların elden gitmesiyle zenginlik ortadan kalkacağı için zengin elinde bulunan imkanların elinden gitmemesi için büyük gayret sarfeder. Fakir ise kaybedecek bir zenginliği olmaması sebeiyle genellikle zengin olma düşünceleri içinde ömrünü tüketir. Ne zenginliği, zengin fakire yar eder, ne de fakir zengin olabilmenin elinde bulundurduğu imkanların değerini bilmekle ortaya çıkacağını anlar. Günümüzde ekonomik dengesizliğin birinci sebebi, bu iki zıt kutbun sürekli birbiriyle mücadelede etmesine bağlıdır. Zenginlik fakirliği, fakirlik ise zenginliği yok etme düşüncesi içindedir. Suyun ateşi söndürdüğü, ateşin suya galip gelmeye çalıştığı gibi zenginlik fakirliği yok etmeye çalışmaktadır. Fakirlik ise başkalaşım geçirmek için çaba sarfetmektedir. Fakirin hedefi, zenginliğe kavuşmak için elinde bulunan imkanları kaybetmesi ile cereyan ederken zenginin hedefi elinde bulundurduğu imkanlarla daha çok insana hükmedebilme gayesi güder. Çünkü zengnliğin de fakirliğinde orjini insandır. Zenginin elindeki değerlerin ele geçirilmeye çalışılmasıyla, fakirin köleleştirilmesi aynı şey değildir. Köle, kendi için kullanacağı imkanları zenginin günümüzde gözle görülmeyen artniyetli gücü sayesinde başkaları için kullanabilmektedir. İnsanları köleleştiren zihin yapısıda zenginin bu gözle görülmeyen art niyetli düşünce sistemidir. İnsanlığın zengin olmasını dilemek elbetteki her erdemli kişinin dileğidir. Tarih varolduğundan beri insanlık düşmanlık ile birlikte vardır. Düşmanlığın yokedilmesi demek, barış ve huzur içinde Allah'ın insanlara bahşettiği zenginlikleri birlikte kullanabilmektir. Bunu istemeyen düşünce yapısı, ister kapitalist ister materyalist ister burjuvazist ne olursa olsun hakim olma güdüsünün peşinde tarumar olan zavallılardan başkası değildir. Bu hakimiyet kendi gücüyle değil maddenin ya da paranın gücüyle başkalarının üzerinde bir hakimiyet sağlamaktır. Para hakim değil, materyal hakim değil, hakim olan insandır. Bütün her şey insanın faydası içindir. İnsan olmaktan çıkıp, maddenin yada başka bir şeyin daha güçlü olduğunu savunmak insanın yaratılış gayesini aşmaktadır. İnsandan güçlü bir başka materyal, kapital yoktur. Tek güçlü olan insandır insana değer vermek elzemdir. Eğitimli insana değer vermek daha elzemdir.
|