Hocam öncelikle mesleğimizle ilgili bilgiler verip forum içinde diğer konulara dalıp mesleğimizi bize hatırlattığınız için teşekkür ediyorum. Ancak müsaadenizle bir iki hususta fikir beyan etmek istiyorum.
1-Öğrencilerin kapasitesi çok önemlidir. Sınıfta bir kez anlatıldığında anlayan öğrenciler olabildiği gibi, bir kaç kez tekrarda öğrenebilen öğrencilerde vardır. Bazen de çok fazla tekrarla öğrenen öğrencilerle karşılaşmak mümkündür. Bu noktada öğretmenin öğretmenlik becerisini etkili kullanması önemlidir. kapasitesi iyi olana dur denilmemeli, kapasitesi zayıf olan da terk edilmemelidir.
Oldum olası "kapasitesi zayıf olan öğrencilere göre ders anlatılması" fikrini hiç kabul etmedim ve de etmeyeceğim. Bize formasyon adı altında batıdan aktarılma fikirler anlatan benim gibi Dr. ünvanlı hocamızın birisine de şunu söyledim: "Hiçbir güç bana sınıfta anlama kabiliyeti düşük olan öğrenciye göre ders anlattıramaz!" Sayın hocam, o zaman bana gülmüş ve de "Peki, bu öğrencileri ne yapacağız?" diye sormuştu.
Ben o günkü cevabı değil de şimdi ne düşündüğümü yazayım. Mesele aslında gayet basit. Eğitim planlanırken öğrencilerin kapasiteleri göz önünde bulundurularak guruplandırılmalı ve ona göre eğitim yapılmalı. Şu anda fen liseleri, anadolu liseleri vs. vasıtası ile öğrenci seçimi yapılırken niye müfredat bu öğrencilere göre hazırlanmıyor ben anlamış değilim.
4-Motivasyonlu öğrenciler diğerlerinden daha kolay öğrenirler. Öğrencilerin dikkat süreleri oldukça kısadır. Bu noktada etkili bir öğretmen vereceği dersi çok iyi planlamalı ve dersi 15-20 dakikaya sığdırmalıdır. Konunun önemi haytta ne işe yarayacağı, konuyu öğrenmekle kazanılacaklar ders başında öğrencilerle paylaşılarak motivasyon arttırılabilir.
Yukarıda verdiğim cevap bu madde için de az çok geçerli. Ancak bir ilave yapmak istiyorum. Bizim öğrenci diye bahsettiğimiz kişi 07-19 arasında hayatı yeni yeni öğrenen insanlardır. Anlayışı farklı öğrencileri bir arada toplarsan hepsinin nabzına göre şerbet nasıl verilecek bunun bir örneği var mıdır acaba? Biz, hiç bu gençlere "ne okumak istiyorsun" diye sorma zahmetine giriyor muyuz? Türkiye'nin hemen her meselesinde olduğu gibi bu meselede de önlerine bir şeyler koyup -tabirimi mazur görün- "Yersen bu! Yemezsen sen bilirsin!" demiyor muyuz? İnsanın istemediği bir meselede ilgi ve alakası nasıl sağlanacak acaba? Nazariyatta her şey çok güzel! Ancak nazariyatın tatbikatta nasıl yapılacağı meselesi ihmal edilmiyor mu? Esasen benim sözü uzatmama da lüzum yok zaten siz de bu dediklerimi beşinci, yedinci, onuncu maddeler ile özetlemişsiniz.
5-Şunu asla unutmayalım, yaratılıştan gelen motivasyon dış etkilerle yaratılan motivasyondan çok daha etkilidir.
7-Öğrenciler temel ihtiyaçları karşılandığında daha iyi öğrenirler.
10-Öğrencilerin öğrenim modelleri birbirlerine uygun hale geldiğinde daha iyi öğrenirler. Mümkünse sınıflar oluşturulurken benzer özellikteki öğrenciler aynı sınıfta okutulmalıdır. Öğretmen sınıfının özelliğini bilirse daha iyi eğitim verir.
11-Öğrencilerden bir konu hakkında açıklama istendiğinde daha iyi öğrenirler. Araştırmaya ve kendini ifade edecek ortamlara ihtiyaç duyaacak öğrencilere bu imkanlar sunulmalıdır.
12-Öğrenciler kendileri için genelleştirmeleri ortaya çıkarınca daha iyi öğrenirler. Yani işlerine yarayacak bilgileri daha çabuk öğrenirler.