|
Şahin Şimşek
|
 |
« : Şubat 14, 2009, 01:17:34 » |
|
Hangi hayallerle atılmıştık hayata, ne zorluklarla dağılmıştık memleketin dört bir yanına... Üniversitelerde harcadığımız zamanın, çektiğimiz zahmetlerin, yaşadığımız arkadaşlıkların tadını alamaz olduk gerçek hayatta... Sanıyorduk ki gerçek hayatta hep ayrıcalıklı olacaktık, üniversite mezunu olmamız hasebiyle diğer insanların yapamadıklarını yapmış olmanın vermiş olduğu hazla yüzümüzde tebessümü eksik etmeyecektik çevredeki insanlara... Türk kültüründen uzak olmayan aileler kuracak memleketin ihyası için varlığımızı sürdürecektik. Kimimiz doktor olduğu için, kimimiz öğretmen olduğu için kimimiz ise şerefli bir avukat olduğumuz için üniversitelerde öğrenim göremeyen halkın bir eksiğini tamamlayacaktık... Gerçek hayatın öyle olmadığını, aldığımız her nefesin bir bedeli olduğunu ve bu bedeli ne pahasına olursa olsun ödeyeceğimizi hayat bize öğretti.. Dünyanın en güzel mesleği, "öğrencilik" derlerdi de inanmazdım. Bir an önce okulu bitirip meslek hayatına atılmamız gerektiğini hayal eder dururduk. Kurtuluşun, o zaman olacağını hesap ederdik. Şimdi anladım ki kurtuluş yok böyle yaşamaya alışmalıyız, sesimizi çıkartmadan... Sesimizi çıkartmaya başladığımız an başımıza nelerin geleceğini tasavvur bile edemeyiz... Bir gün işim gereği, çalıştığım kurumun il müdürlüğüne gittiğimde orada koca koca üniversite mezunu adamların, müdürlerin odasına iki büklüm girdiğine şahit oldum da, kendimi şöyle bir sorguya çekmiştim.. Acaba benim tutumum mu doğru, onların tutumu mu diye? O hayat mücadelesinde tek başlarına kalmış insanların neden iki büklüm olmak zorunda olduklarını geçirmiş olduğum soruşturmalardan sonra anladım.. Bir takım insanlar emredecek birileri bir yerlere müdür olacak, ve emir verenlerin hizmetini yapacaklardı? Hizmet yaptıkçada, kendinde kuvvet bulacak, erişilemez bir insan olacaklardı. Bir yerlerde amir, müdür, müdür yardımcısı, başkan olan insanları hep inceledim, göreve gelmeden önce bakımsız halleri hep göreve geldikten bir kaç yıl sonra değişiklik göstermiş, eski bakımsız hallerinden pek eser kalmamıştı.. Bunun sebebini şimdi anlıyorum.. Hayatta kimselere eyvallahım olmadı, iyilik yapanı unutmadım kötülük yapanı da... Yüzüne bakmakta utanç gösterilen olmak her zaman birilerinin yüzüne bakamamaktan yeğdir diye düşündüm.
|