Dr. Ahmet AKMAZ
Şube Sekreteri
TESHABER
   
Teşekkür Sayısı: 1940
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2075
|
 |
« : Ocak 03, 2009, 18:36:48 » |
|
İsrail Devleti mi Terörist İsrail mi
İsrail'in artık ne olduğu iyice kavranmalı ve artık ona göre isimlendirme yapılmalıdır. Biz İsrail'i bir devlet olarak görmekten hicap ettik ve onun “TERÖRİST İSRAİL” olarak isimlendirilmesinin daha münasip olacağını düşündük.
Bir türlü kana doymak bilmeyen, genç, ihtiyar, çocuk, kadın demeden Filistinlilerin kanını döken bir güruha başka nasıl hitap edilebilir ki?!... Eğer biz, İsrail'i terörist olarak görmezsek okul, hastane, kışla ayırdetmeksizin yapılan son saldırılarda yaklaşık 50 çocukla birlikte birçok insanın hayatını kaybetmesinin ne anlamı kalır ki?!...
Cani, kan emici İsrail, kan dökmeye, anaları gözyaşlarına boğmaya, çocukları yetim bırakmaya... devam ederken en büyük himayeyi Amerika'dan gördü. İşin aslına bakılırsa bu, bizim için hiç de şaşılacak bir davranış olmadı. Dünyada dökülen kanların, çekilen acıların müsebbibi, iki devlet bulunmaktadır: Biri Amerika biri de İsrail.
Başımızı ne yana çevirsek bu iki devletten birinin ortalığı kana buladığını görmekteyiz. Aslında bu görüntüde böyle. İşin perde arkasına baktığımız zaman görüntüde kim olursa olsun dökülen her bir damla kandan bu iki devlet, müştereken birinci derecede sorumludur. Bir de ikinci dereceden sorumlu devletler vardır: Bu devletler de ya susarak ya da dolaylı destek vererek bu kan emicilere cesaret vermektedirler.
Meseleye Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından baktığımız zaman hiç de iç açıcı bir manzara ile karşılaşmıyoruz.
2002 yılına doğru bir yolculuk yapalım. Tıpkı şimdi olduğu gibi 2002 yılında da benzer bir tablo sergilenmişti. İsrail, o zaman da kudurmuş, saldırmış, kanlar dökmüş, canlar yakmıştı. Tam da bu esnada Türkiye, milyar dolarlık tank modernizasyonu ile ilgili bir anlaşmayı İsrail ile imzalamıştı.
Bu son saldırının hemen öncesinde Türkiye, İsrail'den milyonlarca dolarlık silah alımı yaptı. Ajanslara “TSK'nın İstihbaratı İsrail'e Emanet!” başlığı ile yansıyan; İsrail'in Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hava ve uzay görüntülü istihbarat sistemi sağlayacak olmasına ne demeli? Sayın Başbakanın, Filistin'deki vahşeti durdurma çalışmaları ne kadar gerçekçi acaba? Bir yandan İsrail'i besleyip bir yandan da ona bağırıp çağırmak ne mânâ ifade etmektedir?
Biz, daha önce buna benzer bir filim görmüştük. ABD Başkanı Ronald Reagan, zahirde Humeyni'yi “ŞEYTAN” olarak ifade ederken gizliden gizliye İran'a silahlar satmış ve Saddam Hüseyin'e karşı destek vermişti. Şimdi soruyoruz: Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, İslam ülkelerine yaptığı bu ziyaretleri BOP eşbaşkanı olarak mı yapmaktadır yoksa Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak mı?
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yetkilileri ile birlikte bütün dünya kamuoyuna sesleniyoruz. İsrail terörünü durdurmak için cılız tedbirler almak yerine ciddi müeyyideler uygulanmalıdır.
Beklediklerimizin bir kısmını şu şekilde ifade edebiliriz. TBMM'de Türkiye-İsrail dostluk gurubunun üyelerinin yarısı üyelikten ayrılmıştı. Bununla yetinmemeli dostluk gurubu feshedilmelidir. İsrail büyük elçimiz geri çekilmeli, bu terörist devletle yapılan bütün anlaşmalar iptal edilmelidir. Cuma hutbelerinde işi “Allah'a havale etme” gibi faydasız ifadelerden kaçınarak insanların dinî duyguları sömürülmemeli; avam tabiri ile milletin gazı alınmamalıdır.
Biz, “alemlere rahmet” olarak gönderilmiş bir peygamberin ümmeti olarak İsrail'i lanetlemiyoruz. İsrail'in “insanlık suçu” işlediğini de söylemeyeceğiz. Zira; bu yapılanlar insanî olmayı çoktan aşmış bulunmaktadır. Biz, her ne pahasına olursa olsun bu vahşetin bir an önce son bulması için müşahhas adımlar atılmasını, Terörist İsrail'in durdurulmasını, anaların gözyaşlarının dindirilmesini, gencecik fidanların soldurulmamasını istiyoruz. 03.01.2009
Dr. Ahmet AKMAZ
|