|
VERDA
|
 |
« : Temmuz 01, 2008, 14:35:46 » |
|
BAŞLARKEN
Anne-baba olmak dünyanın en zor mesleğidir, diyor bir düşünür. Ne güzel şeydir çocuk sahibi olmak. Minicik elleri, ayakları, mavi, siyah, yeşil, kahverengi gözleri çeşit çeşit ten renkleri. Doğduklarında umuttur çocuklar, gelecektir yarınlara. Ancak çocuk büyütmek, başlı başına bir sanattır. Bu sanatın baş mimarları ise anne-babalardır. İnsan yetiştirmek evrende en zor ve zahmetli işlerin başında gelir ne yazık ki… O, hiçbir şeye benzemeyen ve doğuştan belli bir yaşa kadar çevresine bağımlı olan insan yavrusu yetiştirilirken, bin bir zahmet emek ve çile çekilir. Bazen hayat çok tatlı bazen de içinden çıkılamaz bir kargaşadır.
Ebeveynler olarak çocukları yetiştirirken bazen geleneksel yaklaşımlardan, bazen de bilimsel yaklaşımlardan yararlanırız. Değişen dünya şartlarına ayak uydurmak ise çoğu zaman aileler için güçlüklerle doludur. Zaman zaman çocuklarla kargaşaya neden olacak çatışmalar içine gireriz. Zaman zaman da bu çatışmalar, çözümü güç derin problemler halini alır. Hayat her zaman tozpembe değildir.
Hiç bir anne-baba yoktur ki; sabah uykusundan uyandığında o günü ya da yaşadığı o anı çocuğuna zehir etmeyi düşünsün. Hiçbir ebeveyn kendi kendine ‘’bu gün her fırsatta çocuğuma bağıracağım, onu aşağılayacağım ona hayatı zehir edeceğim…’’ desin. Bunun tam aksine pek çok ebeveyn o günü ya da anı sakin, bağırışsız çağırışsız, kavgasız ve gürültüsüz çocuğu için olumlu bir şeyler yaparak geçirmeye kararlıdır. Tüm ebeveynlerin niyetleri temiz ve halistir. Bütün iyi niyetlerine rağmen çocuklarla istenmeyen bir savaşın içinde bulurlar kendilerini. - Niçin elini yüzünü yıkamadın? - Pijamaların neden dağınık? - Odanda fare eniğini yitirse bulamaz!.. - Ne sorumsuz çocuksun!.. - Vs Bütün bu sözleri istenmeyen bir tonda söylerken buluruz kendimizi. Günümüz daha başlarken problemlerle ve moral bozukluğu ile başlar. Davranışlarımız çalışma hayatımızda da kendini gösterir ve olumsuzluklara neden olur. O günü hem kendimize hem de çevremizde bulunanlara çekilmez hale getiririz. Çoğumuz bu olumsuzluğu evde eşiyle kavga etmiş herhalde acısını bizlerden çıkarıyor diye yorumlarız…
Bütün ebeveynler çocuklarının güven içinde ve mutlu olmalarını isterler. Bunu gerçekleştirmek için de tüm imkânlarını seferber ederler. Ne yazık ki; mutlu olsunlar derken mutsuzluklarla karşılaşırlar. Güven içinde olsun istekleri çoğu zaman, güvensizlikle sonuçlanır. Çocuklarının saygılı olmalarını isterler ne yazık ki çocukları saygısızdır. Toplum içinde iyi bir yer edinsinler istekleri de çoğu zaman hüsranla biter. Çocuğumuz atak, kendine güvenli ve cesur olsun istekleri de çoğu zaman gerçekleşmez. Aileler çocuklarıyla sürekli bir savaşın içinde bulurlar kendilerini… Zaman zamanda karşılaştıkları problemlerin çözümü için uzmanlardan yardım isterler. Çoğu zamanda kalıplaşmış cümlelerle karşı karşıya kalırlar. ‘’Çocuklarınıza daha fazla zaman ayırın, onları daha çok sevin, onlara güven aşılayın, onlara daha fazla sorumluluk verin vb.’’ ebeveynler bu tür sözlerle çocuklarına yeterince yardımcı olamazlar.
Pekiyi, bu böyle olmak zorunda mı? Elbette hayır. Bundan sonraki seri yazılarımda ebeveynlerin çocuklarına ilişkin ideallerini gerçekleştirmeleri için yeni yollar öğretmek ve önermek temel amacım olacaktır. İleriki yazılarımda çocuk yetiştirmenin püf noktalarını yazarken, siz değerli okurlarımızın yazacakları yorumlar yazılarımın şekillenmesinde bana ışık tutacaktır.
İlk makalemiz ‘’ÇOCUKLARLA KONUŞURKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR’’ hakkında olacaktır.
Yeni makalelerimizde buluşmak ve yaşadığımız bu hayatı hep birlikte mutluluk içinde paylaşmak dileğiyle…
HALİL İBRAHİM ÖZKAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN
|