|
ozanerbabi
Ziyaretçi
|
 |
« : Haziran 20, 2008, 10:45:33 » |
|
FİKS MENÜ SİMİT
Gündüzü geceyi onunla yaşar, Uykuda düşüdür simit memurun. Bilseniz ne setler, engeller aşar, Bitmeyen koşudur simit memurun.
Sözüm yüreklerde bulmalı yankı, Kulaklar pas tutmuş, duymuyor çünkü. Göbeği birlikte kesilmiş sanki, Sanki kardeşidir simit memurun.
Çıktı çıkalı şu mutfak yangını, Unuttu garibim etin rengini, Hoşafla pilavın hoş âhengini. Sofrada aşıdır simit memurun.
Ne zaman sofraya geçse ezilir, Lokma boğazına bir bir dizilir. Arkasından ilmik ilmik süzülür, Gözünün yaşıdır simit memurun.
Memur bir simiti yaparken öğün, Manken fiyatını bilmez ekmeğin. Ne terler akıtır alana değin, Ocak ateşidir simit memurun.
Borçları düşünür hep kara kara, Elektrik, su, tel, yakacak, kira… Hangi birisine yetişsin para? Ayın onbeşi dir simit memurun.
Kış bitmeden odun bitince üşür, Konu komşusundan yakacak taşır. Acıyı, kederi onla paylaşır, Dertten kaçışıdır simit memurun.
Zenginler üç öğün havyar yutarken, Düğünde havaya dolar atarken, İti bile kuştüyünde yatarken, Mezarda taşıdır simit memurun.
Ev sahibi olmak, araba, rüya… Rahat hayat için okudu güya! Alacağın olsun hey koca dünya, Kadere tuşudur simit memurun.
Devlete sadâkat olunca serde, Eyvallah denir mi kalleş, nâmerde? Üst üste gelse de katlanır derde, Eğilmez başıdır simit memurun.
Ne gömleği ipek, ne kürkü samur, Kalbindeki yara edilmez tamir. OZAN ERBABİ’de bir garip memur, Mesleği, işidir simit memurun.
25.05.2005 OZAN ERBABİ– KAYSERİ
|