TESHABER - Kamu Çalışanlarının Buluşma Adresi
Ağustos 01, 2010, 05:14:26 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
  PORTAL   Ana Sayfa   Yardım Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: KAHROLASICALAR  (Okunma Sayısı 149 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
vatandaş
TESHABER
*****

Teşekkür Sayısı: 1135
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 546

Avatar Yok


« : Nisan 28, 2008, 14:10:18 »

Gabar dağında kahrolasıcalar,  nice gülümü soldurdular, neydi suçları?  Vatan, ırz, namus ve mukaddesatı korumaktı onların tek görevi, ayrım yapmamışlardı doğulu batılı diye, el ele verip vatan savunmasını yapıyorlardı sınır boylarında, bazılarının anlayamadığı kardeşliği çoktan sağlamışlardı cephe gerisinde nur yüzlüler, ruhları şad olsun!
Biz Türk milletiyiz doğunca vatana borçlu doğar, yirmi yaşına gelince her genç gibi asker ocağında vatan borcumuzu öderiz. Vatan sevgisinin imandan geldiğini ve her Türk çocuğunun asker doğduğunu biliriz, çünkü vatan sözcüğü bizde kalıtsal reflekse dönüşmüştür. Vatan bizim için su, hava gibi vazgeçilmez ihtiyaçlarımız arasında yer teşkil etmektedir. Türkler olarak tarihin derinliklerinden bugüne kadar yaşadığımız coğrafyayı vatan etmiş ve vatanı da ırzımız, namusumuz olarak görmüşüzdür. Bütün dünya buna şahittir. Vatan bizim için varlık sebebimiz, bağımsızlık kafesimiz, neslimize verilecek armağanımız ve sonunda ölünce tek sığınacak kapımızdır.
Bu gerçek bilgilerden sonra vatansız ve kansızlara diyorum ki “Beyler, bu vatanı beğenmeyenler beğendikleri yere, ceketlerini omuzlarına alıp çekip gitsinler; burada durmasınlar. Yedikleri ve içtikleri sofraya, yatıp kalktıkları yatağa küfredip kirletmelerini istemiyorum” Ben vatandaş olarak bu güne kadar tahammül ettim, gözyaşlarımı içime akıttım, artık tutamıyorum yanaklarımdan sızan gözyaşlarımı ve diyorum ki artık yeter! Nereden kopacaksa kopsun bu zıkkım olasıca sorun!
   Değerli dostlar bu yazıyı öfkeli bir anımda yazdım. Çünkü şu anda memlekette olup bitene kızıp sinirlenmeyen var mı? Çok merak ediyorum. Her gün memlekette ya şehit haberi ya soykırım veya başka bir olumsuzlukla karşı karşıya kaldığımız olaylar, öfkemizi artırmakta ve cinnet geçirme noktasına doğru bizi götürmektedir. Cenabı Allah bu durumdan milletimizi korusun diyorum.
   Değerli eğitim çalışanları başta bahsettiğim konu günlerce öğretmenler odasında konuşulacak ve kendi aramızda fikir alış verişinde bulunacağımız, en güncel ve bitmeyen konular arasında yer alacaktır. Çünkü biz eğitimciyiz, gelecek yıllarda ülke sorunlarını çözecek tek yetkili kurumuz bu yüzden öğrencilerimizi yetiştirirken, terörün pis yüzünü, eğittiğimiz öğrencilere gösterip beyinlerine nakşetmeliyiz. Ülkenin şu anda en büyük sorunu terördür, bu terör kardeşler arasına nifak tohumları ekmektedir. Bu terör çözülmeden ne teknolojiden, ne üretimden, nede ekonominin iyiye gittiğinde bahsedemeyiz. Toplumun en küçük yapısı olan ailede bile, kardeşler arasında husumet olduğunda o ailede huzurun, güvenin ve ilerlemenin olmadığı görüle bilir. Verilen örnek sonucunda aileden devlete bağ kurulduğunda, devlette de huzurun, güvenin ve ilerlemenin olabilmesi için kardeşliğin tez zamanda sağlanması gerekmektedir. Türk Milleti olarak tarihimizden dersler alıp Çanakkale ruhuyla, tez zamanda kardeşliği, birliği ön plana çıkarıp dünyaya örnek olmalıyız ve düşmanların yüzünü güldürmemeliyiz.
   İnsan olarak hata yapmaya meyilli bir fıtratımızın olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Bu fıtratımız bizim kendi değerlerimize düşman olmayı da kapsamaktadır. Bu hatanın hainlik noktasına varması bizleri insanlıktan çıkarıp hayvan ve hayvandan daha aşağı bir duruma düşürdüğünü unutmamalıyız. Hayvandan aşağı duruma düşenler, askerlerimizi şehit eden necis olan güruhtur. Sınırda veya görevli olduğu bir yerde nöbet beklemenin fazileti ne kadar kutsal ve yüce bir olaydır. Bu durumu Yüce Peygamberimiz şu hadis-i şerifle ifade etmiştir. “Allah Rızası için, bir gece nöbet tutmak, gündüzü oruçlu, gecesi ibadetle geçirilen bir günden daha üstündür.” Bu hadisi-i şerifte, nöbetin ne şerefli bir görev olduğunu görmekte ve askerlerimizin de kutsal bir görev yaptığının farkını kavramaktayız. Buradan ifade ediyorum, ey kendini bilmez densizler daha yirmi yaşında muradına ermemiş görevli kimseleri şehit etmek ne hakla olursa olsun bu bir şerefsizliktir. Allah katında ise şu ramazan ayında şeytanların bile bağlandığı günlerde bir cana kıymak kâfirden daha kâfir bir mertebeyi işaret etmektedir. Allaha inanıyorum deyip de dağda gezen teröristle aynı düşünceyi paylaşan, ona yardım yataklık eden onlarla aynı safta ve aynı kulvardadır. Benim gözümde ise o necisler helâdakiler kadar değillerdirler.
   Dağda gezen evsiz, barksız, yurtsuz necis güruhu sizler bir gün bu dünyada arkanızda duran dış güçlerle birlikte kahrolup gideceksiniz, sizin arkanızdan gelenler bilsinler ki onlarda o dış güçlerin köhne düzeni içinde yok olup gideceklerdir. Tarih tekerrürden ibarettir. Zulmeden bir gün zulüm görür. Anaları gözü yaşlı, çocukları yetim ve eşleri dul bırakanların bir gün kendileri ve nesli aynı duruma düşeceğinden emin olun. Tarlaya ne ekersen onu biçersin, yaptığınız adiliğin bu dünyada yanınıza kar kalmayacağını unutmayın. Türk milleti yaptıklarınızın hesabını size acı ödetecektir, bunu bilin ve bu korkuyla yaşayın.
Ey doğu sensinle yaşadım, sana kız verdim senden kız aldım. Aynı sofrada oturup aynı tabağa ekmek bandım, aynı tütünü seninle aynı odada sarıp içtim, çayımın demini senden aldım, seninle aynı kıbleye yöneldim, aynı safta saf tuttum, aynı havayı soludum, aynı kitabı öpüp alnıma koydum ve en son seninle aynı ALLAHA inandım. Biliyorum sen namuslusun, sen iffetlisin, sen vatanını seven benim Müslüman kardeşimsin. Ne olur düşmana ser ver yurt verme, yarını görüyorsun bak Irak’a demokrasi diyerek zulüm yapıyorlar, bizimde halimiz onlar gibi olabilir. Bizi küçük lokmalara ayırıp yutmak istiyorlar, sen buna razımısın? Can dostum senden şunu istiyorum; şekil değiştirip senin gibi gözüken, senden olmayan şu PKK’yı defet gitsin, bu dinsizler (sünnetsizler) güruhunun sana bir faydası yoktur. Eğer ondan olacak olursan Allah’ıma yemin olsun cehennemliksin ve benim kardeşim değilsin.
   Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık diyerek cepheden cepheye koştuğu ve dört bir yanı işgal edilmiş ülkemi, o zor şartlarda kurtarması, bize bir cesaret örneği olmalıdır. Yılgınlığa kapılmadan bu zırva sürüsünü yok etmeliyiz. Her gün bir canımız yanacağına kararlı bir halde mücadeleyle bu işi sonlandırıp bölgesel kalkınmayla kökünü kurutmalıyız. Müslümanlar kardeştir düsturunu geliştirip ben ve sen kültürünü yok edip hepiz biriz felsefesiyle bu işi sonlandırmalıyız. El ele vererek Ahir Zaman Peygamberinin ümmeti olduğumuzu ve Asımın neslinin neler yapacağını dünyaya haykırmalıyız.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!
   

Kayıtlı

NEREDE BİR TÜRK VARSA, ORAYI KALPTEN SEVMELİYİZ.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!